A SHORT REVIEW OF ENGLISH GRAMMER 1 (= KISA İNGİLİZCE DİLBİLGİSİ TEKRARI 1)
- abdurrahmansenyuva
- 1 May 2022
- 31 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 28 May 2022
İNGİLİZCE CÜMLE KURMA
İNGİLİZCE CÜMLE YAPISI :
İngilizce cümle kurarken Özne + Yüklem+ Nesne sıralaması vardır.Türkçede ise Özne + Nesne + Yüklem sıralaması vardır.Dolayısıyla
İngilizceden Türkçeye veya Türkçeden İngilizceye tercüme yaparken Nesne ve yüklemin yeri değiştirilir.
Örnek :
-Ali okula gider.
Özne Nesne Yüklem
-Ali goes to school.
Özne Yüklem Nesne
İNGİLİZCE CÜMLEDE NESNELERİN SIRALAMASI :
İngilizce cümlede nesnelerin sıralamasını bir örnek üzerinde inceleyelim.
- He gives me a pen at school slowly at three o’clock everyday.
(O) (vermek) (beni,bana) (bir kalem) (okulda) (Yavaşça) (saat 3’te) (hergün)
Özne Yüklem 1.insan 2.varlık 3.Yer 3.Zarf (Nasıl) 4.Küçük zaman Unsuru 5.Büyük Zaman Unsuru
Not : İngilizce Cümlede Tercüme özne söylendikten sonra en sondan geriye doğru yapılır.Örneğin yukarıdaki cümlenin tercümesi “O hergün
saat 3’te yavaşça okulda bir kalemi bana verir.” şeklinde yapılır.
İNGİLİZCEDE KİPLER
İngilizcede kipler ikiye ayrılır.1.Haber Kipleri 2.Dilek şart kipleri
1.Haber Kipleri : Bu kipler eylemin ne zaman gerçekleştiğini bildiren kiplerdir.
A.To be (am /is / are ) : “Olmak veya bulunmak” anlamına gelen to be fiili cümlede am / is / are olarak kullanılır. To fiilinden sonra isim,sıfat veya dolaylı tümleç gelebilir.
Örnek :
-I am a student. (Ben bir öğrenciyim.) Burada to be fiilinden sonra öğrenci sözcüğü yani isim kullanılmıştır.
-She is lazy. (O tembeldir.) Burada to be fiilinden sonra tembel sözcüğü yani sıfat kullanılmıştır.
-I am at school. (Ben okuldayım.) Burada to be fiilinden sonra okulda sözcüğü yani dolaylı tümleç kullanılmıştır.
CÜMLE YAPISI
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ :

Kısa Cevaplar:
-Am I hungry ? ( Ben aç mıyım ?)
- Yes,you are. (Evet)
-No,you aren’t (Hayır)
-Are you hungry? (Sen aç mısın?)
-Yes,I am. (Evet)
-No,I am not. (Hayır.)
-Is he hungry? (O aç mı?)
-Yes,he is. (Evet)
-No,he isn’t. (Hayır.)
- Is she hungry? (O aç mı?)
-Yes,she is. (Evet)
-No,she isn’t. (Hayır.)
-Is it hungry? (O aç mı?)
-Yes, it is. (Evet)
-No, it isn’t. (Hayır.)
-Is Ali hungry? (Ali aç mı?)
-Yes,he is. (Evet)
-No,he isn’t. (Hayır.)
-Are we hungry? (Biz aç mıyız?)
-Yes,you are. (Evet)
-No,you aren’t. (Hayır.)
-Are you hungry? (Siz aç mısınız?)
-Yes,we are. (Evet)
-No,we aren’t. (Hayır.)
-Are they hungry? (Onlar aç mı?)
-Yes,they are. (Evet)
-No,they aren’t. (Hayır.)
-Are my friends hungry? (Arkadaşlarım aç mı?)
-Yes,they are. (Evet)
-No,they aren’t. (Hayır.)
B.Past of to be (was / were) : To be (am / is / are ) fiilin geçmiş zamandaki kullanımı
To be (am / is / are ) geçmiş zamanda “was / were” olarak kullanılır. “Am / is” “was” olur, “are” ise “were” olur.
Örnek :
- I am student now. (Ben şimdi öğrenciyim.)
- I was a student last year. (Ben geçen sene öğrenciydim.)
- We are at school now. (Biz şimdi okuldayız.)
-We were at school yesterday. (Biz dün okuldaydık.)
-She is at work now. (O şimdi iş yerinde.)
-She was at work yesterday afternoon. (O dün iş yerindeydi.)
CÜMLE YAPISI
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ :

Kısa Cevaplar:
-Was I hungry ? ( Ben aç mıydım ?)
- Yes,you were. (Evet)
-No,you weren’t (Hayır)
-Were you hungry? (Sen aç mıydın?)
-Yes,I was. (Evet)
-No,I wasn’t. (Hayır.)
-Was he hungry? (O aç mıydı?)
-Yes,he was. (Evet)
-No,he wasn’t. (Hayır.)
- Was she hungry? (O aç mıydı?)
-Yes,he was. (Evet)
-No,he wasn’t. (Hayır.)
- Was it hungry? (O aç mıydı?)
-Yes,it was. (Evet)
-No,it wasn’t. (Hayır.)
-Was Ali hungry? (Ali aç mıydı?)
-Yes,he was. (Evet)
-No,he wasn’t. (Hayır.)
-Are we hungry? (Biz aç mıydık?)
-Yes,you were. (Evet)
-No,you weren’t. (Hayır.)
-Were you hungry? (Siz aç mıydınız?)
-Yes,we were. (Evet)
-No,were weren’t. (Hayır.)
-Were they hungry? (Onlar aç mıydı?)
-Yes,they were. (Evet)
-No,they weren’t. (Hayır.)
-Were my friends hungry? (Arkadaşlarım aç mı?)
-Yes,they were. (Evet)
-No,they weren’t. (Hayır.)
PRESENT SIMPLE (~ GENİŞ ZAMAN )
Her zaman yaptığımız işleri,sürekli geçerli durumları ve genel geçer doğruları Present Simple ile söyleriz.
Örnek :
-I get up early everyday. (Her gün erken kalkarım.) Her zaman yapılan eylem.
-We know each other. (Birbirimizi tanırız.) Sürekli geçerli durum.
-The Earth goes the Sun. (Dünya güneşin etrafında döner.) Genel geçer doğru
CÜMLE YAPISI
OLUMLU CÜMLE :
Olumlu cümlede He / She / It ve Ali gibi tekil isimlerden sonra yükleme “s,es,ies” eklerinden birini getiririz.
“S” Eki alanlar :
ØSessiz harfle ve “e” ile biten fiiller : read (okumak) - reads (okur) , sleep (uyumak) - sleeps (uyur) , drive (sürmek) - drives (sürer)
“ES” Eki alanlar :
ØSesli harfle ve x,ch,sh,ss ile biten fiiller : go (gitmek) - goes (gider) , box (boks yapmak) - boxes (boks yapar), watch (izlemek) - watches
(izler), wash (yıkamak) - washes (yıkar) , kiss (öpmek) - kisses (öper)
“İES” Eki alanlar :
ØBir sessiz harf ve “y” ile biten fiiller : study (ders çalışmak) - studies (ders çalışır) , cry (ağlamak) - cries (ağlar)
Not : Bazı fiiler düzensizdir : have (sahip olmak, yapmak) - has (sahip olur, yapar)
-I have breakfast everday. (Her gün kahvaltı yaparım.)
-Ali has breakfast everyday. (Ali her gün kahvaltı yapar.)
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE : “ Does” gelir, “es” gider.

SORU CÜMLESİ : “ Does” gelir, “es” gider.

Kısa Cevaplar:
-Do I drink milk everyday ? ( Her gün süt içer miyim ?)
- Yes,you do. (Evet)
-No,you don’t (Hayır)
-Do you drink milk everyday ? ( Her gün süt içer misin ?)
- Yes,I do. (Evet)
-No,I don’t (Hayır)
-Does he drink milk everyday? (Her gün süt içer mi?)
-Yes,he does. (Evet)
-No,he doesn’t. (Hayır.)
- Does she drink milk everyday? (Her gün süt içer mi?)
-Yes,she does. (Evet)
-No,she doesn’t. (Hayır.)
- Does it drink milk everyday? (Her gün süt içer mi?)
-Yes,it does. (Evet)
-No,it doesn’t. (Hayır.)
-Does Ali drink milk everyday? (Her gün süt içer mi?)
-Yes,he does. (Evet)
-No,he doesn’t. (Hayır.)
-Do we drink milk everyday? (Her gün süt içer miyiz?)
-Yes,you do. (Evet)
-No,you don’t. (Hayır.)
-Do you drink milk everyday? (Her gün süt içer misiniz?)
-Yes,we do. (Evet)
-No,we don’t. (Hayır.)
-Do they drink milk everyday? (Her gün süt içerler mi?)
-Yes,they do. (Evet)
-No,they don’t. (Hayır.)
-Do my friends drink milk everyday?
(Arkadaşlarım her gün süt içerler mi?)
-Yes,they do. (Evet)
-No,they don’t. (Hayır.)
PRESENT CONTINIOUS TENSE (~ ŞİMDİKİ ZAMAN )
Konuşma anında gerçekleşen eylemleri,geçici durumları,gelecekte yapacağımız planlı eylemleri Present Continious Tense ile söyleriz.
Örnekler :
-We are learning English now. (Şu anda İngilizce öğreniyoruz.) Konuşma anında gerçekleşen eylem.
- I am staying with my friends until I find somewhere to stay. (Kalacak bir yer bulana kadar arkadaşlarımla kalıyorum.) Geçici durum.
- He is flying to İstanbul tomorrow. (Yarın uçakla İstanbula gidiyor.) Gelecekte yapılacak planlı eylem.
CÜMLE YAPISI
Present Simple yapısıyla cümle kurarken am/ is / are ‘dan sonra fiile “ing” eki getirilir.
Örnek :
-She is wearing a smart dress.(O şık bir elbise giyiyor.)
Not : like (sevmek) , love (çok sevmek) , hate (nefret etmek) ,want (istemek) ,need (ihtiyaç duymak) , prefer (tercih etmek) ,
know (bilmek),realise (fark etmek) , suppose (sanmak,farz etmek) , mean (demek istemek, kastetmek) ,understand (anlamak) , believe (inanmak) , remember (hatırmalamak) , belong (ait olmak) , fit (uymak) , contain (içermek) , consist (oluşmak,meydana gelmek) , seem (gibi görünmek) … gibi fiilerle Present Continious kullanılmaz,Present Simple kullanılır.
Örnekler :
-I want to go out now. (Şimdi dışarı çıkmak istiyorum.) ( I am wanting to go out olmaz.)
-I like that kind of books.(O tarz kitapları seviyorum.) (I am liking that kind of books olmaz.)
-I hate selfish people. (Bencil insanlardan nefret ediyorum.)
(I am hating selfish people olmaz.)
-I need some money. (Biraz paraya ihtiyacım var.) (I am needing some money olmaz)
-I prefer pop music to classical music.(Klasik müziktense pop müziği tercih ediyorum)
( I am prefering pop music to …. Olmaz)
CÜMLE YAPISI
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ :

Kısa Cevaplar:
-Am I drinking milk ? ( Ben süt içiyor muyum?)
- Yes,you are. (Evet)
-No,you aren’t (Hayır)
-Are you drinking milk ? ( Sen süt içiyor musun?)
- Yes,I am. (Evet)
-No,I am not (Hayır)
-Is he drinking milk ? ( O süt içiyor mu?)
- Yes,he is. (Evet)
-No,he isn’t (Hayır)
- Is she drinking milk ? ( O süt içiyor mu?)
- Yes,she is. (Evet)
-No,she isn’t (Hayır)
- Is it drinking milk ? ( O süt içiyor mu?)
- Yes,it is. (Evet)
-No,it isn’t (Hayır)
-Is Ali drinking milk ? (Ali süt içiyor mu?)
- Yes,he is. (Evet)
-No,he isn’t (Hayır)
-Are we drinking milk ? ( Biz süt içiyor muyuz?)
- Yes,you are. (Evet)
-No,you aren’t (Hayır)
-Are you drinking milk ? ( Siz süt içiyor musunuz?)
- Yes,we are. (Evet)
-No,we aren’t (Hayır)
-Are they drinking milk ? ( Onlar süt içiyorlar mı?)
- Yes,they are. (Evet)
-No,they aren’t (Hayır)
-Are my friends drinking milk ?
( Arkadaşlarım süt içiyorlar mı?)
- Yes,they are. (Evet)
-No,they aren’t (Hayır)
PAST SIMPLE TENSE (~ GEÇMİŞ ZAMAN )
ØGeçmişte belli bir zamanda olmuş bitmiş eylemleri ifade ederken kullanırız.Past Simple Tense yapısında özneden sonra fiillerin çoğuna “ed” eki getiririz.
Örnekler :
-We played tennis yesterday. (Dün tenis oynadık.)
- She listened to music half an hour ago.(Yarım saat önce müzik dinledi.)
- They moved to İstanbul in 2001. (2001 yılında İstanbula taşındılar.)
ØBazı fiiller düzensizdir.Tamamen değişirler.
IRREGULAR VERBS (DÜZENSİZ FİİLLER)
•Be – was / were : Olmak,bulunmak
-I am at home now. (Ben şimdi evdeyim.)
-I was at home yesterday. (Ben dün evdeydim.)
•Beat – beat : Vurmak,Dövmek,yenmek
-I usually play tennis with Jack and he often beats me.
( Ben genellikle Jack ile tennis oynarım ve o sık sık beni yener.)
-He beat his brother yesterday. (O dün erkek kardeşini dövdü.)
*Become – became : Olmak
-If you study hard,you become a good student.
(Eğer sıkı çalışırsan,iyi bir öğrenci olursun.)
-He studied hard so he became a good student.
(O çok çalıştı böylece iyi bir öğrenci oldu.)
*Begin – began : Başlamak.
-I begin to work at 7 o’clock every morning. (Her sabah saat 7’de çalışmaya başlarım.)
-I began to work at 7 o’clock yesterday morning.
(Dün sabah saat 7’de çalışmaya başladım.)
*Bite – bit : ısırmak
-My dogs bite people when they are hungry. (Köpeklerim açken insanları ısırır.)
-A dog bit Jack yesterday.(Bir köpek dün Jack’i ısırdı.)
•Blow – blew : esmek (rüzgar) ,üflemek.
-Warm winds usually blow from West. (Sıcak rüzgarlar genellikle batıdan eser.)
-She blew the candles a few minutes ago. (O birkaç dakika önce mumları üfledi.)
*Break – broke : Kırmak
-I am clumsy so I sometimes break my plates accidently.
(Ben sakarım bu yüzden bazen kazara tabaklarımı kırarım.)
-Someone broke the window yesterday. (Birisi dün camı kırdı.)
*Bring – brought : getirmek
-I always bring my wife a present on our wedding anniversaries.
( Evlilik yıldönümlerimizde ben her zaman eşime bir hediye getiririm.)
-She brought me a cup of tea yesterday morning. (Dün sabah bana bir fincan çay getirdi.)
*Build – built : inşa etmek.
-I never build a sandcastle at the beach. (Hiçbir zaman playda kumdan kale inşa etmem.)
-They built this castle in 1754.(Bu kaleyi 1754’te inşa ettiler.)
*buy – bought : satın almak
-I buy new clothes in Spring. (İlkbaharda yeni kıyafetler alırım.)
-I bought a car yesterday. (Dün bir araba aldım.)
*catch – caught : Yakalamak
-They always catch the killer. (Onlar her zaman katili yakalarlar.)
-He caught the killer yesterday.(Dün katili yakaladı.)
*choose- chose : seçmek
-We choose a TV channel and watch it. (Bir televizyon kanalını seçeriz ve izleriz.)
-She chose a present for him yesterday. (Dün onun için bir hediye seçti.)
*come-came : gelmek
-He come late for work everyday. (Hergün işe geç gelir.)
-He came to see me yesterday. (Dün beni görmeye geldi.)
*cost – cost : mal olmak (paraya … gibi)
- These shoes are expensive.They cost a lot of money.
(Bu ayakkabılar pahalı.Onlar çok paraya mal olurlar.)
-This is my new jacket.It cost me a hundred dollars yesterday.
(Bu benim yeni ceketim.O dün bana yüz dolara mal oldu.)
*cut – cut : Kesmek
-I sometimes cut my finger when I chop an onion. (Bazen soğan doğrarken elimi keserim.)
-She cut her finger accidently a few minutes ago.
(Birkaç dakka önce kazara parmağını kesti.)
*do – did : yapmak
-I do my homework on time. (Ödevimi zamanında yaparım.)
-I did the shopping yesterday.(Dün alışveriş yaptım.)
*draw – drew : çizmek
-I draw good pictures.(Güzel resimler çizerim.)
-They drew a plan on the paper an hour ago.
(Bir saat önce kağıdın üstüne bir plan çizdiler.)
*drink – drank : içmek
- I drink a glass of water every morning. (Her sabah bir bardak su içerim.)
-I drank a cup of coffee a few minutes ago. (Birkaç dakika önce bir fincan kahve içtim.)
*drive – drove : sürmek,arabayla gitmek
-I drive to work every morning. (Her sabah işe arabayla giderim.)
-I drove a new car last week. (Geçen hafta yeni bir araba sürdüm.)
*eat – ate : yemek
- I eat an apple every day.(Hergün bir elma yerim)
-I ate an apple yesterday.(Dün bir elma yedim.)
*fall – fell : Düşmek
-Some people fall down on the road in winters. (Bazı insanlar kışın yolda düşerler.)
-She fell off the ladder yesterday. (O dün merdivenden düştü.)
*feel - felt : hissetmek
-I feel sad when I’m alone. (Yanlızken kendimi mutsuz hissederim.)
-I felt sorry for him last summer. (Geçen yaz onun için üzüldüm.)
*fight - fought : kavga etmek
-They usually fight at work. (Genellikle işte kavga ederler.)
-He fought with a man at the bus stop yesterday.
(Dün otobüs durağında bir adamla kavga etti.)
*find - found : bulmak
-I always find your socks on the floor. ( Her zaman çoraplarını yerde bulurum.)
-I found a wallet on road last weekend. (Geçen hafta sonu yolda bir cüzdan buldum.)
*fly - flew : Uçmak,Uçakla gitmek
-I fly to Rome every summer. (Her yaz uçakla Roma’ya giderim.)
-A bird flew over me a few minutes ago. (Bir kuş birkaç dakika önce üzerimden uçtu.)
*forget - forgot : Unutmak
-I always forget things.I am very absent-minded.
(Ben her zaman bir şeyleri unuturum.Ben çok unutkanım.)
-I forgot to tell him your phone number yesterday.
(Dün ona telefon numaranı söylemeyi unuttum.)
*get - got : almak
-I get up early everyday.(Hergün erken kalkarım.)
-She got married last week.(Geçen hafta evlendi)
*give - gave : vermek
-Give me peace,please.(Huzur ver,lütfen.)
-I gave him some money.(Ona biraz para verdim.)
*go - went : gitmek
-I go out every evening.(Her akşam dışarı çıkarım.)
-I went to the cinema last Sunday.(Geçen Pazar sinemaya gittim.)
*grow - grew - : yetiştirmek
-I grow vegatables in my garden.(Bahçemde sebze yetiştiririm.)
- I grew my children in Rome in 1960s. (Çocuklarımı 1960’larda Roma’da yetiştirdim.)
*hang - hung : asmak
-I hang my coat on a chair when I eat in a restaurant.
(Restoranda yemek yerken montumu sandalyeye asarım.)
-She hung a picture on the wall yesterday. (Dün duvara bir resim astı.)
*have - had : sahip olmak ,yemek
-I have breakfast ever morning. (Her sabah kahvaltı yaparım.)
-I had a car last year.(Geçen yıl bir arbam vardı.)
*hear - heard : duymak
-Do you hear me? (Beni duyuyor musun?)
-I heard a strange noise last night. (Geçen gece tuhaf bir ses duydum.)
*hide -hid : saklamak,saklanmak
-You hide everything that is lovely. (Sen güzel olan herşeyi saklarsın.)
-They hid him in the forest last Tuesday. (Onlar onu geçen Salı ormanda sakladı.)
*hit - hit : vurmak,çarpmak,isabet etmek.
-You never hit me.(Sen asla bana vurmazsın.)
-The ball hit her head.(Top onun kafasına çarptı.)
*hold - held - : tutmak,düzenlemek
-Please hold the line.(Lütfen hatta kalın.)
-She held the toy and threw away yesterday. (Dün oyuncağı tuttu ve fırlattı.)
*hurt - hurt : İncitmek,zarar vermek,kırmak (kalp)
-Don’t hurt me ! (Bana zarar verme!)
-He hurt his girlfriend among people last night.
(Geçen gece insanların içinde kız arkadaşının canını yaktı.)
*keep - kept : tutmak,saklamak
-The doctors keep her temperature down. (Doctorlar onun ateşini düşük tutarlar.)
-She kept the money with her yesterday. (Parayı dün yanında tuttu.)
*Know - knew : tanımak,bilmek.
-I know her very well.(Onu çok iyiy tanırım.)
-I knew that he was coming.(Geldiğini biliyordum.)
*Leave - left :çıkmak
-I leave home at 7 o’clock every morning. (Her sabah 7’de evden çıkarım.)
-She left her room in a hurry yesterday. (Dün aceleyle odasından çıktı.)
*lend - lent : ödünç vermek.
-I lend him some money whenever he needs.
(Ne zaman ihtiyacı olsa ona biraz ödünç para veririm.)
-She lent me her car yesterday. (Dün arabasını bana ödünç verdi.)
*let - let : izin vermek
-My parents let me go out at nights. (Ebeveynlerim geceleri çıkmama izin verir.)
-She let her daughter go out last weekend. (Geçen haftasonu kızının çıkmasına izin verdi.)
*lie - lay : yalan söylemek,uzanmak
-Don’t lie to me ! (Bana yalan söyleme!)
-She lay to me last night.(Geçen gece bana yalan söyledi)
*light - lit : yakmak,parlamak
-Don’t light the gas cooker with that lighter.It’s dangerous.
(O çakmakla ocağı yakma.Tehlikeli.)
-She lit a fire in the forest.(Ormanda ateş yaktı.)
*lose - lost : Kaybetmek
-I always lose my keys.(Anahtarlarımı hep kaybederim.)
-I lost in the forest yesterday.(Dün ormanda kayboldum.)
*make - made : Yapmak
-You make delicious cakes.(Sen lezzetli pastalar yaparsın.)
-He made me furious yesterday.(Dün beni çok sinirlendirdi.)
*mean - meant : anlamına gelmek,amaçlamak.
-I mean you’re not alone.(Yalnız değilsin demek istiyorum.)
-I meant to scare her last night. (Geçen gece onu korkutmak istedim.)
*meet - met - : tanışmak , buluşmak
-I meet my friends at school every morning.
(Her sabah okulda arkadaşlarımla buluşurum.)
-I met Jack at the mall yesterday. (Dün alışveriş merkezinde Jack’e rastladım.)
-
*pay - paid : Ödemek.
-I pay my debts with my credit card. (Borçlarımı kredi kartımla öderim.)
-He paid the check and left the restaurant last night.
(Geçen gece hesabı ödedi ve restorandan ayrıldı.)
*put - put : koymak
-Don’t put too much salt in it.(Çok fazla tuz koyma.)
-I put some money in her pocket yesterday.(Dün cebine biraz para koydum.)
*read - read (red) : okumak
-I read a lot.(Ben çok okurum.)
-I read it last year.(Ben onu geçen sene okudum.)
*ride - rode : Binmek
-I often ride a bike.(Sık sık bisiklete binerim.)
-I rode a horse yesterday.(Dün ata bindim.)
*ring - rang : çalmak
-When the telephone rings,she answers it. (Telefon çaldığında, o bakar.)
-The bell rang a few minutes ago. (Birkaç dakika önce zil çaldı.)
*Rise - rose : doğmak(Güneş),artmak.
-The sun rises every morning.(Güneş her sabah doğar.)
-The price of potato rose last week. (Geçen hafta patatesin fiyatı arttı.)
*run - ran : Koşmak
-I run every morning.(Her sabah koşarım.)
-He ran out of the room in a hurry a few minutes ago.
(Birkaç dakika önce aceleyle koşarak odadan çıktı.)
*say - said : söylemek
-They say something but I can’t understand it.
(Onlar bir şey söylüyor ama ben anlamıyorum.)
-He said he was hungry this morning.(Bu sabah aç olduğunu söyledi.)
*see - saw : görmek.
-I see some people on the road. (Yolda pek çok insan görüyorum.)
-She saw something strange yesterday.(O dün tuhaf bir şey gördü.)
*sell - sold : satmak
-Don’t sell this.It’s a present.(Bunu satma.O hediye.)
- He sold his car yesterday.(Dün arabasını sattı.)
*send - sent :Göndermek
-I send him a letter every three months. (Üç ayda bir ona mektup yollarım.)
-She sent me a present yesterday.(Dün bana bir hediye yolladı.)
*shine - shone : parlamak
-The sun shines every morning.(Güneş her sabah parlar.)
-A strange light shone on the sky last night.
(Geçen gece gökyüzünde tuhaf bir ışık parladı.)
*Shoot -shot : ateş etmek,film çekmek,çekim yapmak (kamerayla).
-Don’t shoot me! (Bana ateş etme!)
-He shot an action movie last year. (Geçen sene bir aksiyon filmi çekti.)
*Show - showed : Göstermek
-Show me your hands. (Ellerini göster bana)
-She showed me her picture last night. (Geçen gece bana onun resmini gösterdi.)
*shut - shut : Kapatmak
-Shut up your mouth ! (Kapa çeneni!)
-I shut the window a few minutes ago.(Birkaç dakika önce pencereyi kapattım.)
*sing - sang : Şarkı söylemek.
-I sometimes sing for my friends’ sake. (Bazen arkadaşlarımın hatırı için şarkı söylerim.)
-She sang brilliantly yesterday.(Dün çok güzel şarkı söyledi.)
-
*sit - sat : Oturmak
-I sit at backwards at the cinema. (Sinemada arkada otururum.)
-I sat on a chair and talked to him yesterday.
(Dün bir sandalyeye oturdum ve onunla konuştum.)
*sleep - slept : uyumak
-I sleep well at nights.(Geceleri iyi uyurum.)
-She slept well last night.(Geçen gece iyi uyudu.)
*speak - spoke :konuşmak
-I speak aloud.(Yüksek sesle konuşurum.)
-She spoke to me yesterday.(Dün benimle konuştu.)
*spend - spent : harcamak
-I spend a lot of money to buy junk food. ( Abur cubur yiyeceklere çok para harcarım.)
-I spent too much time on that last year. (Geçen sene ona çok zaman harcadım.)
*stand - stood : ayakta durmak
-Don’t stand in front of me ! (Önümde durma!)
-He stood at the bus stop yesterday morning.(O dün sabah otobüs durağında durdu.)
*steal - stole : çalmak
-You often steal things.You’re kleptomaniac.
(Sen sık sık bir şeyleri çalıyorsun.Sen kleptomansın.)
-Someone stole my wallet yesterday. (Dün birisi cüzdanımı çaldı.)
*swim - swam : yüzmek
-I swim every summer.(Her yaz yüzerim.)
-She swam in the pool yesterday.(Dün havuzda yüzdü.)
*take - took - : almak,götürmek
-I take this pill every morning.(Bu habı her sabah alırım.)
-She took me to school yesterday morning. (Dün sabah beni okula götürdü.)
*teach - taught : öğretmek
-I teach English to young children. (Küçük çocuklara İngilizce öğretirim.)
-I taught him many things last year. (Geçen sene ona çok şey öğrettim.)
*tear - tore : yırtılmak,yırtmak,yıpranmak
-These bags are inferior.They tear easily. (Bu çantalar adi.Kolayca yıpranıyor.)
-She tore the letter and threw it into the dustbin yesterday.
(Mektubu dün yırttı ve çöp kutusuna fırlattı.)
*tell - told : anlatmak , söylemek
-My grandparents sometimes tell us their memories.
(Büyük anne ve babam bazen bize anılarını anlatırlar.)
-She told me that yesterday.(O bana bunu dün söyledi.)
*think - thought : düşünmek,sanmak
-I think you’re right.(Sanırım haklısın.)
-I thought of going abroad last year. (Geçen sene yurt dışına gitmeyi düşündüm.)
*throw - threw : atmak ,fırlatmak.
-Don’t throw it! (Onu fırlatma!)
-She threw it into the dustbin yesterday.(Dün onu çöpe attı.)
*understand - understood : anlamak
-I don’t understand what you mean. (Ne demek istediğini anlamıyorum.)
-I understood what he meant during the class yesterday.
(Dün derste ne demek istediğini anladım.)
*wake - woke : uyanmak
-You wake me up every morning. (Her sabah beni uyandırıyoorsun.)
-A strange noise woke me up yesterday morning. (Dün sabah tuhaf bir ses beni uyandırdı.)
*wear - wore : giymek
-I wear nice clothes in Spring. (İlkbaharda güzel kıyafetler giyerim.)
-She wore her red dress at the party last night.
(Geçen gece partide kırmızı elbisesini giydi.)
*win - won : kazanmak
-We often play tennis and you always win.
(Biz sık sık tenis oynarız ve sen her zaman yenersin.)
-She won the lottery last year. (Geçen sene piyangoyu kazandı.)
*Write - wrote : yazmak
-I write compositions to improve my English. (İngilizcemi geliştirmek için kompozisyon yazarım.)
-I wrote him a letter last week. (Geçen hafta ona bir mektup yazdım.)
CÜMLE YAPISI
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE : “ DID” GELİR “ED” GİDER.

SORU CÜMLESİ : “ DID” GELİR “ED” GİDER.

Kısa Cevaplar:
-Did I drink milk yesterday ? ( Dün süt içtim mi ?)
- Yes,you did. (Evet)
-No,you didn’t (Hayır)
-Did you drink milk yesterday ? ( Dün süt içtin mi ?)
- Yes,I did. (Evet)
-No,I didn’t (Hayır)
-Did he drink milk yesterday ? ( Dün süt içti mi ?)
- Yes,he did. (Evet)
-No,he didn’t (Hayır)
-Did she drink milk yesterday ? ( Dün süt içti mi ?)
- Yes,she did. (Evet)
-No,she didn’t (Hayır)
- Did it drink milk yesterday ? ( Dün süt içti mi ?)
- Yes,it did. (Evet)
-No,it didn’t (Hayır)
-Did Ali drink milk yesterday ? ( Dün Ali süt içti mi ?)
- Yes,he did. (Evet)
-No,he didn’t (Hayır)
-
-Did we drink milk yesterday ? ( Dün süt içtik mi ?)
- Yes,you did. (Evet)
-No,you didn’t (Hayır)
-Did you drink milk yesterday ? ( Dün süt içtiniz mi ?)
- Yes,we did. (Evet)
-No,we didn’t (Hayır)
-Did they drink milk yesterday ? ( Dün süt içtiler mi ?)
- Yes,they did. (Evet)
-No,they didn’t (Hayır)
-Did my friends drink milk yesterday ?
( Dün arkadaşlarım süt içtiler mi ?)
- Yes,they did. (Evet)
-No,they didn’t (Hayır)
PAST CONTINIOUS TENSE (~ SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN )
Geçmişte belli bir zamanda bir eylemin devam ettiği anı Past Continious Tense ile söyleriz.
Örnekler :
-We were learning English yesterday afternoon. (Dün öğleden sonra İngilizce öğreniyorduk.)
- I was staying with my friends last summer. (Geçen yaz arkadaşlarımla kalıyordum)
- He was flying to İstanbul at 2 pm yesterday. (Dün öğleden sonra ikide uçakla İstanbula gidiyordu.)
CÜMLE YAPISI
Past Continious Tense yapısıyla cümle kurarken was/ were ‘den sonra fiile “ing” eki getirilir.
Örnek :
-She was wearing a smart dress.(O şık bir elbise giyiyordu.)
Not : like (sevmek) , love (çok sevmek) , hate (nefret etmek) ,want (istemek) ,need (ihtiyaç duymak) , prefer (tercih etmek) ,
know (bilmek),realise (fark etmek) , suppose (sanmak,farz etmek) , mean (demek istemek, kastetmek) ,understand (anlamak) , believe (inanmak) , remember (hatırmalamak) , belong (ait olmak) , fit (uymak) , contain (içermek) , consist (oluşmak,meydana gelmek) , seem (gibi görünmek) … gibi fiilerle Past Continious kullanılmaz,Past Simple ile kullanılır.
Örnekler :
-I wanted to go out . (Dışarı çıkmak istiyordum.) ( I was wanting to go out olmaz.)
-I liked that kind of books.(O tarz kitapları seviyordum.)
(I was liking that kind of books olmaz.)
-I hated selfish people. (Bencil insanlardan nefret ediyordum.)
(I was hating selfish people olmaz.)
-I needed some money. (Paraya ihtiyacım vardı.) (I was needing some money olmaz)
-I prefered pop music to classical music.(Klasik müziktense pop müziği tercih ediyordum) ( I was prefering pop music to …. Olmaz)
CÜMLE YAPISI
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ :

Kısa Cevaplar:
-Was I drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce süt içiyor muydum ?)
- Yes,you were. (Evet)
-No,you weren’t (Hayır)
-Were you drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce süt içiyor muydun ?)
- Yes,I was. (Evet)
-No,I wasn’t (Hayır)
-Was he drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce süt içiyor muydu ?)
- Yes,he was. (Evet)
-No,he wasn’t (Hayır)
-Was she drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce süt içiyor muydu ?)
- Yes,she was. (Evet)
-No,she wasn’t (Hayır)
- Was it drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce süt içiyor muydu ?)
- Yes,it was. (Evet)
-No,it wasn’t (Hayır)
-Was Ali drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce Ali süt içiyor muydu ?)
- Yes,he was. (Evet)
-No,he wasn’t (Hayır)
-Were we drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce süt içiyor muyduk ?)
- Yes,you were. (Evet)
-No,you weren’t (Hayır)
-Were you drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce süt içiyor muydunuz ?)
- Yes,we were. (Evet)
-No,we weren’t (Hayır)
-Were they drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce süt içiyorlar mıydı ?)
- Yes,they were. (Evet)
-No,they weren’t (Hayır)
-Were my friends drinking milk a few minutes ago ?
( Birkaç dakika önce arkadaşlarım süt içiyor muydun ?)
- Yes,they were. (Evet)
No,theyweren’t (Hayır)
PRESENT PERFECT TENSE (~ YAKIN GEÇMİŞ ZAMAN )
ØYakın bir geçmişte olmuş etkileri veya sonuçları hala görülen eylemleri Present Perfect Tense ile söyleriz.
Örnekler :
-The ground is wet.It has rained. (Yerler ıslak.Yağmur yağdı.)
-I have cleaned my shoes.They are clean now.
(Ayakkabılarımı temizledim.Onlar şimdi temiz.)
-She has broken her arm.It is in plaster now. (O kolunu kırdı.O şu an alçıda.)
ØHayatımız boyunca başımızdan geçmiş tecrübelerimizi Present Perfect Tense ile söyleriz.
Örnekler:
-I have been to İstanbul many times. (Pek çok kez İstanbul’da bulundum.)
-She has driven a car before. (O daha önce araba kullandı.)
-They have visited Blue Mosque before.
(Onlar daha önce Sultanahmet camiini ziyaret ettiler.)
CÜMLE YAPISI
Present perfect Tense yapısıyla cümle kurarken have/ has ‘den sonra fiilerin çoğuna “ed” eki getirilir.
Örnek :
-She has closed the door.(O şık bir elbise giyiyordu.)
-We have opened the box. (Biz kutuyu açtık.)
-He has worked a lot that’s why he is tired. (Çok çalıştı işte bu yüzden yorgun.)
-
Bazı fiiller düzensizdir.Tamamen değişirler.Bu fiilerin 3.hali kullanılır.
IRREGULAR VERBS (=DÜZENSİZ FİİLLER)
•Be – was / were – been : Olmak,bulunmak
-I am at home now. (Ben şimdi evdeyim.)
-I was at home yesterday. (Ben dün evdeydim.)
-I have been to İstanbul many times.
(Bir çok kez İstanbul’da bulundum.)
•Beat – beat – beaten : Vurmak,Dövmek,yenmek
-I usually play tennis with Jack and he often beats me.
( Ben genellikle Jack ile tenis oynarım ve o sık sık beni yener.)
-He beat his brother yesterday.
(O dün erkek kardeşini dövdü.)
-Our team has beaten their team.
(Bizim takım onların takımını yendi.)
*Become – became – become : Olmak
-If you study hard,you become a good student.
(Eğer sıkı çalışırsan,iyi bir öğrenci olursun.)
-He studied hard so he became a good student.
(O çok çalıştı böylece iyi bir öğrenci oldu.)
-He has become a good tempered person recently.
(O son zamanlarda iyi huylu bir insan oldu.)
*Begin – began – begun : Başlamak.
-I begin to work at 7 o’clock every morning.
(Her sabah saat 7’de çalışmaya başlarım.)
-I began to work at 7 o’clock yesterday morning.
(Dün sabah saat 7’de çalışmaya başladım.)
-I have just begun to work.
(Az önce çalışmaya başladım.)
*Bite – bit – bitten : ısırmak
-My dogs bite people when they are hungry.
(Köpeklerim açken insanları ısırır.)
- A dog bit Jack yesterday.(Bir köpek dün Jack’i ısırdı.)
-He has bitten the apple before.(O daha önce elmayı ısırdı.)
•Blow – blew – blown : esmek (rüzgar) ,üflemek.
-Warm winds usually blow from West.
(Sıcak rüzgarlar genellikle batıdan eser.)
-She blew the candles a few minutes ago.
(O birkaç dakika önce mumları üfledi.)
-She has just blown the candles. (O az önce mumları üfledi.)
*Break – broke – broken : Kırmak
-I am clumsy so I sometimes break my plates accidently
(Ben sakarım bu yüzden bazen kazara tabaklarımı kırarım.)
-Someone broke the window yesterday.
(Birisi dün camı kırdı.)
-Someone has just broken the window.
(Birisi az önce camı kırdı.)
*Bring – brought – brought : getirmek
-I always bring my wife a present on our wedding anniversaries.
( Evlilik yıldönümlerimizde ben her zaman eşime bir hediye getiririm.)
-She brought me a cup of tea yesterday morning.
(Dün sabah bana bir fincan çay getirdi.)
-She has just brought me a book.
(Az önce bana bir kitap getirdi.)
*Build – built – built : inşa etmek.
-I never build a sandcastle at the beach.
(Hiçbir zaman playda kumdan kale inşa etmem.)
-They built this castle in 1754.(Bu kaleyi 1754’te inşa ettiler.)
-He has just built a sandcastle.(Az önce kumdan bir kale yaptı.)
*buy – bought – bought : satın almak
-I buy new clothes in Spring.
(İlkbaharda yeni kıyafetler alırım.)
-I bought a car yesterday.(Dün bir araba aldım.)
-I have just bought a car.(Az önce bir araba aldım.)
*catch – caught- caught : Yakalamak
-They always catch the killer.
-(Onlar her zaman katili yakalarlar.)
-He caught the killer yesterday.(Dün katili yakaladı.)
-He has just caught the killer.(Az önce katili yakaladı.)
*choose- chose – chosen : seçmek
-We choose a TV channel and watch it.
(Bir televizyon kanalını seçeriz ve izleriz.)
-She chose a present for him yesterday.
(Dün onun için bir hediye seçti.)
-She has chosen the wrong option.
(Yanlış seçeneği seçti.)
*come-came-come : gelmek
-He come late for work everyday.(Hergün işe geç gelir.)
-He came to see me yesterday.
(Dün beni görmeye geldi.)
-He has just come home.(Az önce eve geldi.)
*cost – cost – cost : mal olmak (paraya … gibi)
- These shoes are expensive.They cost a lot of money.
(Bu ayakkabılar pahalı.Onlar çok paraya mal olurlar.)
-This is my new jacket.It cost me a hundred dollars yesterday.
(Bu benim yeni ceketim.O dün bana yüz dolara mal oldu.)
-It has cost me a hundred dollars.
(O bana 100 dolara mal oldu.)
*cut – cut – cut : Kesmek
-I sometimes cut my finger when I chop an onion.
(Bazen soğan doğrarken elimi keserim.)
-She cut her finger accidently a few minutes ago.
(Birkaç dakka önce kazara parmağını kesti.)
-She has just cut the cucumbers.(Az önce salatalıkları kesti)
*do – did – done : yapmak
-I do my homework on time.
(Ödevimi zamanında yaparım.)
-I did the shopping yesterday.(Dün alışveriş yaptım.)
-I have just done the ironing.(Az önce ütüyü yaptım.)
*draw – drew – drawn : çizmek
-I draw good pictures.(Güzel resimler çizerim.)
-They drew a plan on the paper an hour ago.
(Bir saat önce kağıdın üstüne bir plan çizdiler.)
-I have just drawn a horse on the paper.
(Az önce kağıdın üstüne bir at çizdim.)
*drink – drank – drunk : içmek
- I drink a glass of water every morning.
(Her sabah bir bardak su içerim.)
-I drank a cup of coffee a few minutes ago.
(Birkaç dakika önce bir fincan kahve içtim.)
-I have just drunk water.I’m not thirsty.
(Az önce su içtim.Susamadım.)
*drive – drove – driven : sürmek,arabayla gitmek
-I drive to work every morning.
(Her sabah işe arabayla giderim.)
-I drove a new car last week.
(Geçen hafta yeni bir araba sürdüm.)
-He has just driven to work.(Az önce işe arbayla gitti.)
*eat – ate – eaten : yemek
- I eat an apple every day.(Hergün bir elma yerim)
-I ate an apple yesterday.(Dün bir elma yedim.)
-I have just eaten an apple.(Az önce bir elma yedim)
*fall – fell- fallen : Düşmek
-Some people fall down on the road in winters.
(Bazı insanlar kışın yolda düşerler.)
-She fell off the ladder yesterday.
(O dün merdivenden düştü.)
-He has just fallen down.(Az önce yere düştü.)
*feel - felt - felt : hissetmek
-I feel sad when I’m alone.
(Yanlızken kendimi mutsuz hissederim.)
-I felt sorry for him last summer.
(Geçen yaz onun için üzüldüm.)
-I have felt at peace here.(Burada huzur buldum.)
*fight - fought - fought : kavga etmek
-They usually fight at work.
(Genellikle işte kavga ederler.)
-He fought with a man at the bus stop yesterday.
(Dün otobüs durağında bir adamla kavga etti.)
-He has just fought with his brother.
(Az önce erkek kardeşiyle kavga etti.)
*find - found - found : bulmak
-I always find your socks on the floor.
( Her zaman çoraplarını yerde bulurum.)
-I found a wallet on road last weekend.
(Geçen hafta sonu yolda bir cüzdan buldum.)
-She has found a pen on her desk.
(Çalışma masasında bir kalem buldu.)
*fly - flew - flown : Uçmak,Uçakla gitmek
-I fly to Rome every summer.
(Her yaz uçakla Roma’ya giderim.)
-A bird flew over me a few minutes ago.
(Bir kuş birkaç dakika önce üzerimden uçtu.)
-She has just flown to Madrid.(Az önce uçakla Madrid’te gitti.)
*forget - forgot - forgotten : Unutmak
-I always forget things.I am very absent-minded.
(Ben her zaman bir şeyleri unuturum.Ben çok unutkanım.)
-I forgot to tell him your phone number yesterday.
(Dün ona telefon numaranı söylemeyi unuttum.)
-I have never forgotten her.(Asla onu unutmadım.)
*get - got - got : almak
-I get up early everyday.(Hergün erken kalkarım.)
-She got married last week.(Geçen hafta evlendi)
-They have just got married.(Az önce evlendiler.)
*give - gave - given : vermek
-Give me peace,please.(Huzur ver,lütfen.)
-I gave him some money.(Ona biraz para verdim.)
-She has given him a pen.(Ona bir kalem verdi.)
*go - went - gone : gitmek
-I go out every evening.(Her akşam dışarı çıkarım.)
-I went to the cinema last Sunday.(Geçen Pazar sinemaya gittim.)
-He has gone away.(uzaklara gitti.)
*grow - grew - grown : yetiştirmek
-I grow vegatables in my garden.(Bahçemde sebze yetiştiririm.)
- I grew my children in Rome in 1960s.
(Çocuklarımı 1960’larda Roma’da yetiştirdim.)
- She has grown tomotoes in her garden.
(Bahçesinde domates yetiştirdi.)
*hang - hung - hung : asmak
-I hang my coat on a chair when I eat in a restaurant.
(Restoranda yemek yerken montumu sandalyeye asarım.)
-She hung a picture on the wall yesterday.
(Dün duvara bir resim astı.)
-She has hung her scarf around her neck.
(Eşarfını boynuna astı.)
*have - had - had : sahip olmak ,yemek
-I have breakfast ever morning.
(Her sabah kahvaltı yaparım.)
-I had a car last year.(Geçen yıl bir arbam vardı.)
-I have just had lunch.(Az önce öğlen yemeğimi yedim.)
*hear - heard - heard : duymak
-Do you hear me? (Beni duyuyor musun?)
-I heard a strange noise last night.
(Geçen gece tuhaf bir ses duydum.)
-I haven’t heard from him for long.
(Uzun zamandır ondan haber almadım.)
*hide -hid - hidden : saklamak,saklanmak
-You hide everything that is lovely.
(Sen güzel olan herşeyi saklarsın.)
-They hid him in the forest last Tuesday.
(Onlar onu geçen Salı ormanda sakladı.)
-Have you ever hidden anything from me?
(Hiç benden bir şey sakladın mı?)
*hit - hit - hit : vurmak,çarpmak,isabet etmek.
-You never hit me.(Sen asla bana vurmazsın.)
-The ball hit her head.(Top onun kafasına çarptı.)
-Have you ever hit anyone? (Hiç birine vurdun mu?)
*hold - held - held : tutmak,düzenlemek
-Please hold the line.(Lütfen hatta kalın.)
-She held the toy and threw away yesterday.
(Dün oyuncağı tuttu ve fırlattı.)
-He has held a meeting about that.
(Onunla ilgili bir toplantı düzenledi.)
*hurt - hurt - hurt : İncitmek,zarar vermek,kırmak (kalp)
-Don’t hurt me ! (Bana zarar verme!)
-He hurt his girlfridend among people last night.
(Geçen gece insanların içinde kız arkadaşının kalbini kırdı.)
-You’ve hurt me a lot.(Çok kırdın beni.)
*keep - kept - kept : tutmak,saklamak
-The doctors keep her temperature down.
(Doctorlar onun ateşini düşük tutarlar.)
-She kept the money with her yesterday.
(Parayı dün yanında tuttu.)
-I have kept this meat in the fridge for sixty days.
(Bu eti 60 gün buzdolabında tuttum.)
*Know - knew - known : tanımak,bilmek.
-I know her very well.(Onu çok iyiy tanırım.)
-I knew that he was coming.(Geldiğini biliyordum.)
-I have known her for a long time.
(Onu çok uzun zamandır tanıyorum.)
*Leave - left - left :çıkmak
-I leave home at 7 o’clock every morning.
(Her sabah 7’de evden çıkarım.)
-She left her room in a hurry yesterday.
(Dün aceleyle odasından çıktı.)
-They’ve left me alone here.(Burda beni yalnız bıraktılar.)
*lend - lent - lent : ödünç vermek.
-I lend him some money whenever he needs.
(Ne zaman ihtiyacı olsa ona biraz ödünç para veririm.)
-She lent me her car yesterday.
(Dün arabasını bana ödünç verdi.)
-Have you ever lent anyone your car?
(Hiç arabanı birine ödünç verdin mi?)
*let - let - let : izin vermek
-My parents let me go out at nights.
(Ebeveynlerim geceleri çıkmama izin verir.)
-She let her daughter go out last weekend.
(Geçen haftasonu kızının çıkmasına izin verdi.)
-Have you ever let your children go to concerts alone?
(Hiç çocuklarının yalnız konsere gitmelerine izin verdin mi?)
*lie - lay - lain : yalan söylemek,uzanmak
-Don’t lie to me ! (Bana yalan söyleme!)
-She lay to me last night.(Geçen gece bana yalan söyledi)
-She has lain to me many times.
(Bana pek çok kez yalan söyledi.)
*light - lit - lit : yakmak,parlamak
-Don’t light the gas cooker with that lighter.It’s dangerous.
(O çakmakla ocağı yakma.Tehlikeli.)
-She lit a fire in the forest.(Ormanda ateş yaktı.)
-She has just lit the gas cooker.(Az önce ocağı yaktı.)
*lose - lost - lost : Kaybetmek
-I always lose my keys.(Anahtarlarımı hep kaybederim.)
-I lost in the forest yesterday.(Dün ormanda kayboldum.)
-I have lost my umbrella.Have you seen it?
(Şemsiyemi kaybettim.Onu gördün mü?)
*make - made -made : Yapmak
-You make delicious cakes.(Sen lezzetli pastalar yaparsın.)
-He made me furious yesterday.(Dün beni çok sinirlendirdi.)
-He has made an appointment with her for tomorrow.
(Yarın için ondan randavu aldı.)
*mean - meant - meant : anlamına gelmek,amaçlamak.
-I mean you’re not alone.(Yalnız değilsin demek istiyorum.)
-I meant to scare her last night.
-(Geçen gece onu korkutmak istedim.)
-What has she meant? (Ne demek istedi?)
*meet - met - met : tanışmak , buluşmak
-I meet my friends at school every morning.
(Her sabah okulda arkadaşlarımla buluşurum.)
-I met Jack at the mall yesterday.
(Dün alışveriş merkezinde Jack’e rastladım.)
-I have never met a famous person before.
(Daha önce hiç meşur biriyle tanışmadım.)
*pay - paid - paid : Ödemek.
-I pay my debts with my credit card.
(Borçlarımı kredi kartımla öderim.)
-He paid the check and left the restaurant last night.
(Geçen gece hesabı ödedi ve restorandan ayrıldı.)
-I have just paid it. (Az önce ödedim.)
*put - put - put : koymak
-Don’t put too much salt in it.(Çok fazla tuz koyma.)
-I put some money in her pocket yesterday.
(Dün cebine biraz para koydum.)
-I haven’t put my t-shirts in my wardrobe yet.
(Henüz tişörtlerimi gardolabıma koymadım.)
*read - read (red) - read (red) : okumak
-I read a lot.(Ben çok okurum.)
-I read it last year.(Ben onu geçen sene okudum.)
-Have you read it yet? (Daha onu okumadın mı?)
*ride - rode - ridden : Binmek
-I often ride a bike.(Sık sık bisiklete binerim.)
-I rode a horse yesterday.(Dün ata bindim.)
-Have you ever ridden a horse ? (Hiç ata bindin mi?)
*ring - rang - rung : çalmak
-When the telephone rings,she answers it.
(Telefon çaldığında, o bakar.)
-The bell rang a few minutes ago.
(Birkaç dakika önce zil çaldı.)
-The doorbell has just rung.(Az önce kapı zili çaldı.)
*sit - sat -sat : Oturmak
-I sit at backwards at the cinema.
(Sinemada arkada otururum.)
-I sat on a chair and talked to him yesterday.
(Dün bir sandalyeye oturdum ve onunla konuştum.)
-She has sat my seat.(O benim yerime oturdu.)
*sleep - slept - slept : uyumak
-I sleep well at nights.(Geceleri iyi uyurum.)
-She slept well last night.(Geçen gece iyi uyudu.)
-She has just slept.(Az önce uyudu.)
*speak - spoke-spoken :konuşmak
-I speak aloud.(Yüksek sesle konuşurum.)
-She spoke to me yesterday.(Dün benimle konuştu.)
-He has spoken to her.(Onunla konuştu.)
*spend - spent - spent : harcamak
-I spend a lot of money to buy junk food.
( Abur cubur yiyeceklere çok para harcarım.)
-I spent too much time on that last year.
(Geçen sene ona çok zaman harcadım.)
-I have spent too much money to decorate my room.
(Odamı dekore etmek için çok fazla para harcadım.)
*stand - stood - stood : ayakta durmak
-Don’t stand in front of me ! (Önümde durma!)
-He stood at the bus stop yesterday morning.
(O dün sabah otobüs durağında durdu.)
-He has stood in front of me so I haven’t seen anything.
(O önümde durdu bu yüzden hiçbirşey görmedim.)
*steal - stole - stolen : çalmak
-You often steal things.You’re kleptomaniac.
(Sen sık sık bir şeyleri çalıyorsun.Sen kleptomansın.)
-Someone stole my wallet yesterday.
(Dün birisi cüzdanımı çaldı.)
-You’ve stolen my book.(Sen benim kitabımı çaldın.)
*swim - swam - swum : yüzmek
-I swim every summer.(Her yaz yüzerim.)
-She swam in the pool yesterday.(Dün havuzda yüzdü.)
-I’ve just swum in the sea.(Daha yeni denizde yüzdüm.)
*take - took - taken : almak,götürmek
-I take this pill every morning.(Bu habı her sabah alırım.)
-She took me to school yesterday morning.
(Dün sabah beni okula götürdü.)
-She has already taken my coat.(Çoktan benim montumu almış.)
*teach - taught - taught : öğretmek
-I teach English to young children.
(Küçük çocuklara İngilizce öğretirim.)
-I taught him many things last year.
(Geçen sene ona çok şey öğrettim.)
-I have taught them how to drive.
(Onlara nasıl araba kullanılıcağını öğrettim.)
*tear - tore - torn : yırtılmak,yırtmak,yıpranmak
-These bags are inferior.They tear easily.
(Bu çantalar adi.Kolayca yıpranıyor.)
-She tore the letter and threw it into the dustbin yesterday.
(Mektubu dün yırttı ve çöp kutusuna fırlattı.)
-I have torn my t-shirt accidently.(Kazara tişörtümü yırttım.)
*tell - told - told : anlatmak , söylemek
-My grandparents sometimes tell us their memories.
(Büyük anne ve babam bazen bize anılarını anlatırlar.)
-She told me that yesterday.(O bana bunu dün söyledi.)
-I have already told her.(Ona çoktan söyledim.)
*think - thought - thought : düşünmek,sanmak
-I think you’re right.(Sanırım haklısın.)
-I thought of going abroad last year.
(Geçen sene yurt dışına gitmeyi düşündüm.)
- I have just thought about this too.
(Ben de az önce bunu düşündüm.)
*throw - threw - thrown : atmak ,fırlatmak.
-Don’t throw it! (Onu fırlatma!)
-She threw it into the dustbin yesterday.
-(Dün onu çöpe attı.)
-She’s already thrown it away.(Onu çoktan attı.)
*understand - understood - understood : anlamak
-I don’t understand what you mean.
(Ne demek istediğini anlamıyorum.)
-I understood what he meant during the class yesterday.
(Dün derste ne demek istediğini anladım.)
-I have just understood that.(Daha yeni anladım.)
*wake - woke -woken : uyanmak
-You wake me up every morning.
(Her sabah beni uyandırıyoorsun.)
-A strange noise woke me up yesterday morning.
(Dün sabah tuhaf bir ses beni uyandırdı.)
-She has just woken up.(Daha yeni uyandı.)
*wear - wore - worn : giymek
-I wear nice clothes in Spring.
(İlkbaharda güzel kıyafetler giyerim.)
-She wore her red dress at the party last night.
(Geçen gece partide kırmızı elbisesini giydi.)
-She has worn her blue pullover.(Mavi kazağını giydi.)
*win - won - won : kazanmak
-We often play tennis and you always win.
(Biz sık sık tenis oynarız ve sen her zaman yenersin.)
-She won the lottery last year.
(Geçen sene piyangoyu kazandı.)
- She has won the tournament.(Turnuvayı kazandı.)
*Write - wrote - written : yazmak
-I write compositions to improve my English.
(İngilizcemi geliştirmek için kompozisyon yazarım.)
-I wrote him a letter last week.
(Geçen hafta ona bir mektup yazdım.)
-I have written a note for him.(Ona bir not yazdım.)
CÜMLE YAPISI
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ :

Kısa Cevaplar:
-Have I gone out ? ( Dışarı çıktım mı?)
- Yes,you have. (Evet)
-No,you haven’t (Hayır)
-Have you gone out ? ( Dışarı çıktın mı?)
- Yes,I have. (Evet)
-No,I haven’t (Hayır)
-Has he gone out ? ( Dışarı çıktı mı?)
- Yes,he has. (Evet)
-No,he hasn’t (Hayır)
-Has she gone out ? ( Dışarı çıktı mı?)
- Yes,she has. (Evet)
-No,she hasn’t (Hayır)
- Has it gone out ? ( Dışarı çıktı mı?)
- Yes,it has. (Evet)
-No,it hasn’t (Hayır)
-
-Has Ali gone out ? ( Ali dışarı çıktı mı?)
- Yes,he has. (Evet)
-No,he hasn’t (Hayır)
-Have we gone out ? ( Dışarı çıktık mı?)
- Yes,we have. (Evet)
-No,we haven’t (Hayır)
-Have you gone out ? ( Dışarı çıktınız mı?)
- Yes,we have. (Evet)
-No,we haven’t (Hayır)
-Have they gone out ? ( Dışarı çıktılar mı?)
- Yes,they have. (Evet)
-No,they haven’t (Hayır)
- Have my friends gone out ? (Arkadaşlarım dışarı çıktılar mı?)
- Yes,they have. (Evet)
- No,they haven’t (Hayır)
PRESENT PERFECT CONTINIOUS TENSE (~ SÜREKLİ YAKIN GEÇMİŞ ZAMAN )
Geçmişte başlamış hala devam eden eylemleri Present Perfect Continious Tense ile söyleriz.
Örnekler :
-We have been learning English for two weeks. (İki haftadır İngilizce öğrenmekteyiz.)
- I have been staying with my friends since Tuesday. (Salı gününden beri arkadaşlarımla kalmaytayım.)
- He has been reading since 2 pm. (Öğleden sonra ikiden beri kitap okumakta.)
CÜMLE YAPISI
Present Perfect Continious Tense yapısıyla cümle kurarken have been/ has been ‘den sonra fiile “ing” eki getirilir.
Örnek :
-She has been wearing smart dresses recently.(O son zamanlarda şık elbiseler giymekte.)
Not : like (sevmek) , love (çok sevmek) , hate (nefret etmek) ,want (istemek) ,need (ihtiyaç duymak) , prefer (tercih etmek) ,
know (bilmek),realise (fark etmek) , suppose (sanmak,farz etmek) , mean (demek istemek, kastetmek) ,understand (anlamak) , believe (inanmak) , remember (hatırmalamak) , belong (ait olmak) , fit (uymak) , contain (içermek) , consist (oluşmak,meydana gelmek) , seem (gibi görünmek) … gibi fiilerle Present Perfect Continious kullanılmaz,Present Perfect tense kullanılır.
Örnekler :
-I have wanted to go out . (Dışarı çıkmak istedim.) ( I have been wanting to go out olmaz.)
-I have liked this kind of books recently.(Son zamanlarda bu tarz kitapları sevmekteyim.)
(I have been liking that kind of books recently olmaz.)
-I have hated selfish people. (Bencil insanlardan nefret etmekteyim.)
(I have been hating selfish people olmaz.)
-I have needed some money for the last few days.
(Son birkaç gündür paraya ihtiyacım olmakta.)
(I have been needing some money for the last few days olmaz)
-I have prefered pop music to classical music recently.
(Son zamanlarda klasik müziktense pop müziği tercih etmekteyim)
( I have been prefering pop music to …. Olmaz)
CÜMLE YAPISI
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ:

Kısa Cevaplar:
-Have I been running for ten minutes ?
( On dakikadır koşuyor muyum?)
- Yes,you have. (Evet)
-No,you haven’t (Hayır)
-Have you been running for ten minutes ?
( On dakikadır koşuyor musun?)
Yes,I have. (Evet)
-No,I haven’t (Hayır)
-Has he been running for ten minutes ?
( On dakikadır koşuyor mu?)
- Yes,he has. (Evet)
-No,he hasn’t (Hayır)
-Has she been running for ten minutes ?
( On dakikadır koşuyor mu?)
- Yes,she has. (Evet)
-No,she hasn’t (Hayır)
- Has it been running for ten minutes ?
( On dakikadır koşuyor mu?)
- Yes,it has. (Evet)
-No,it hasn’t (Hayır)
-Has Ali been running for ten minutes ?
( Ali on dakikadır koşuyor mu?)
- Yes,he has. (Evet)
-No,he hasn’t (Hayır)
-Have we been running for ten minutes ?
( On dakikadır koşuyor muyum?)
- Yes,you have. (Evet)
-No,you haven’t (Hayır)
-Have you been running for ten minutes ?
( On dakikadır koşuyor musunuz?)
Yes,we have. (Evet)
-No,we haven’t (Hayır)
-Have they been running for ten minutes ?
( On dakikadır koşuyorlar mı?)
Yes,they have. (Evet)
-No,they haven’t (Hayır)
-Have my friends been running for ten minutes ?
(Arkadaşlarım on dakikadır koşuyorlar mı?)
Yes,they have. (Evet)
-No,they haven’t (Hayır)
PAST PERFECT TENSE (~ GEÇMİŞ ÖNCESİ ZAMAN )
ØGeçmişte belli bir eylemin öncesinde gerçekleşen eylemleri Past Perfect Tense ile söyleriz.
Örnekler :
-She had gone out before I came there. (Ben gelmeden önce o çıkmıştı.)
-I had never seen him before till last night.(Geçen geceye kadar onu daha önce hiç görmemiştim)
-She had broken her arm before the accident. (Kazadan önce kolunu kırmıştı.)
ØGeçmişte belli bir eylem öncesinde bir durumun ne kadar devam ettiğini veya kaç defa gerçekleştiğini Past Perfect Tense ile söyleriz.
Örnekler:
-I had been to İstanbul several times before I met her. (Onunla tanışmadan önce birkaç kez İstanbul’da bulunmuştum.)
-She had known him for two months when he died of cancer. (Kanserden öldüğünde onu iki aydır tanıyordu.)
CÜMLE YAPISI
Present perfect Tense yapısıyla cümle kurarken had ‘den sonra fiilerin çoğuna “ed” eki getirilir.Düzensiz fiilerin 3.hali kullanılır.
Örnekler :
-She had learned a lot before she started.(Başlamadan önce çok şey öğrenmişti.)
-We had already opened the box when she came. (Geldiğinde biz kutuyu çoktan açmıştık.)
-He had got up before she knocked the door. (O, kapıyı çalmadan önce uyanmıştı.)
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ :

Kısa Cevaplar:
-Had I gone out before John came?
( John gelmeden önce dışarı çıkmış mıydım?)
- Yes,you had. (Evet)
-No,you hadn’t (Hayır)
-Had you gone out before John came?
( John gelmeden önce dışarı çıkmış mıydın?)
- Yes,I had. (Evet)
-No,I hadn’t (Hayır)
-Had he gone out before John came?
( John gelmeden önce dışarı çıkmış mıydı?)
- Yes,he had. (Evet)
-No,he hadn’t (Hayır)
-Had she gone out before John came?
( John gelmeden önce dışarı çıkmış mıydı?)
- Yes,she had. (Evet)
-No,she hadn’t (Hayır)
- Had it gone out before John came?
( John gelmeden önce dışarı çıkmış mıydı?)
- Yes,it had. (Evet)
-No,it hadn’t (Hayır)
-Had Ali gone out before John came?
( John gelmeden önce Ali dışarı çıkmış mıydı?)
- Yes,he had. (Evet)
-No,he hadn’t (Hayır)
-Had we gone out before John came?
( John gelmeden önce dışarı çıkmış mıydık?)
- Yes,you had. (Evet)
-No,you hadn’t (Hayır)
-Had you gone out before John came?
( John gelmeden önce dışarı çıkmış mıydınız?)
- Yes,we had. (Evet)
-No,we hadn’t (Hayır)
-Had they gone out before John came?
( John gelmeden önce dışarı çıkmışlar mıydı?)
- Yes,they had. (Evet)
-No,they hadn’t (Hayır)
-Had my friends gone out before John came?
( John gelmeden önce arkadaşlarım dışarı çıkmışlar mıydı?)
- Yes,they had. (Evet)
-No,they hadn’t (Hayır)
PAST PERFECT CONTINIOUS TENSE (~ SÜREKLİ GEÇMİŞ ÖNCESİ ZAMAN )
Geçmişte belirli bir eylemden önce başlamış belirli bir süre devam etmiş eylemleri Past Perfect Continious Tense ile söyleriz.
Örnekler :
-We had been learning English for two weeks when she attended the course.
(O kursa katıldığında biz iki haftadır İngilizce öğreniyorduk.)
- I had been staying with my friends for a month when he called. (O aradığında ben iki aydır arkadaşlarımla kalıyordum.)
- He had been reading for two hours when the phone rang. (Telefon çaldığında iki saattir kitap okuyordu.)
CÜMLE YAPISI
Past Perfect Continious Tense yapısıyla cümle kurarken had been ‘dan sonra fiile “ing” eki getirilir.
Örnek :
-She had been waiting for 15 minutes when the bus came.(Otobüs geldiğinde 15 dakikadır bekliyordu.)
Not : like (sevmek) , love (çok sevmek) , hate (nefret etmek) ,want (istemek) ,need (ihtiyaç duymak) , prefer (tercih etmek) ,
know (bilmek),realise (fark etmek) , suppose (sanmak,farz etmek) , mean (demek istemek, kastetmek) ,understand (anlamak) , believe (inanmak) , remember (hatırmalamak) , belong (ait olmak) , fit (uymak) , contain (içermek) , consist (oluşmak,meydana gelmek) , seem (gibi görünmek) … gibi fiilerle Past Perfect Continious kullanılmaz,Past Perfect tense kullanılır.
Örnekler :
-I had wanted to go out . (Dışarı çıkmak istemiştim.) ( I had been wanting to go out olmaz.)
-I had liked that kind of books.(O tarz kitapları sevmiştim.) (I had been liking that kind of books recently olmaz.)
-I had hated selfish people. (Bencil insanlardan nefret etmiştim.) (I had been hating selfish people olmaz.)
-I had needed some money for the last few days. (Son birkaç gündür paraya ihtiyacım olmuştu.)
(I had been needing some money for the last few days olmaz)
-I had prefered pop music to classical music then.(O sıralarda klasik müziktense pop müziği tercih etmiştim)
( I had been prefering pop music to …. Olmaz)
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ :

Kısa Cevaplar:
-Had I been running for 15 minutes?
( 15 dakikadır koşuyor muydum?)
- Yes,you had. (Evet)
-No,you hadn’t (Hayır)
-Had you been running for 15 minutes?
( 15 dakikadır koşuyor muydun?)
- Yes,I had. (Evet)
-No,I hadn’t (Hayır)
-Had he been running for 15 minutes?
( 15 dakikadır koşuyor muydu?)
- Yes,he had. (Evet)
-No,he hadn’t (Hayır)
-Had she been running for 15 minutes?
( 15 dakikadır koşuyor muydu?)
- Yes,she had. (Evet)
-No,she hadn’t (Hayır)
- Had it been running for 15 minutes?
( 15 dakikadır koşuyor muydu?)
- Yes,it had. (Evet)
-No,it hadn’t (Hayır)
-Had Ali been running for 15 minutes?
( Ali 15 dakikadır koşuyor muydu?)
- Yes,he had. (Evet)
-No,he hadn’t (Hayır)
-Had we been running for 15 minutes?
( 15 dakikadır koşuyor muyduk?)
- Yes,you had. (Evet)
-No,you hadn’t (Hayır)
-Had you been running for 15 minutes?
( 15 dakikadır koşuyor muydunuz?)
- Yes,we had. (Evet)
-No,we hadn’t (Hayır)
-Had they been running for 15 minutes?
( 15 dakikadır koşuyorlar mıydı?)
- Yes,they had. (Evet)
-No,they hadn’t (Hayır)
-Had my friends been running for 15 minutes?
( Arkadaşlarım15 dakikadır koşuyorlar mıydı?)
- Yes,they had. (Evet)
-No,they hadn’t (Hayır)
GOING TO FUTURE (~ PLANLI GELECEK ZAMAN )
ØGelecekte yapmaya niyet ettiğimiz veya planladığımız eylemleri Going to Future ile söyleriz.
Örnekler :
-She is going to stay at the hotel. (O otelde kalacak.)
-I am going to see the doctor tomorrow.(Yarın doktorla görüşeceğim)
-We are going to finish this unit in two days. (İki gün içinde bu üniteyi bitireceğiz.)
ØŞu anki gözlemlerimize dayanarak geleceğe yönelik tahmin yaparken Going to Future kullanırız
Örnekler:
-There are black clouds in the sky.It is going to rain. (Gökyüzünde kara bulutlar var.Yağmur yağacak.)
-The boy has hurt the dog.It is going to bite him. (Çocuk köpeğin canını yaktı.O,onu ısıracak.)
CÜMLE YAPISI
Going to Future yapısıyla cümle kurarken am/is/are going to ‘dan sonra fiilerin yalın halini kullanırız.
Örnekler :
-She is going to learn how to drive.(O araba kullanmayı öğrenecek.)
-We are going to wait until he comes. (O gelene kadar bekleyeceğiz.)
-I am going to be a good teacher. (İyi bir öğretmen olacağım.)
OLUMLU CÜMLE :

OLUMSUZ CÜMLE :

SORU CÜMLESİ :

Kısa Cevaplar:
-Am I going to walk in the park?
( Parkta yürüyecek miyim?)
- Yes,you are. (Evet)
-No,you aren’t (Hayır)
-Are you going to walk in the park?
( Parkta yürüyecek misin?)
- Yes,I am. (Evet)
-No,I am not (Hayır)
-Is he going to walk in the park?
( Parkta yürüyecek mi?)
- Yes,he is. (Evet)
-No,he isn’t (Hayır)
-Is she going to walk in the park?
( Parkta yürüyecek mi?)
- Yes,she is. (Evet)
-No,she isn’t (Hayır)
- Is it going to walk in the park?
( Parkta yürüyecek mi?)
- Yes,it is. (Evet)
-No,it isn’t (Hayır)
-Is Ali going to walk in the park?
( Ali parkta yürüyecek mi?)
- Yes,he is. (Evet)
-No,he isn’t (Hayır)
-Are we going to walk in the park?
( Parkta yürüyecek miyiz?)
- Yes,you are. (Evet)
-No,you aren’t (Hayır)
-Are you going to walk in the park?
( Parkta yürüyecek misiniz?)
- Yes,we are. (Evet)
-No,we aren’t (Hayır)
-Are they going to walk in the park?
( Parkta yürüyecekler mi?)
- Yes,they are. (Evet)
-No,they aren’t (Hayır)
-Are my friends going to walk in the park?
( Arkadaşlarım parkta yürüyecekler mi?)
- Yes,they are. (Evet)
-No,they aren’t (Hayır)




Yorumlar